Image
Image

TEPEGÖZ

ÖYKÜYÜ ÖĞRENÜRÜNLERİ GÖR
Kargo Bedava
TEPEGÖZ Hoodie

ALAZ Originals

TEPEGÖZ Hoodie

Kargo Bedava
TEPEGÖZ Tişört - Siyah

ALAZ Originals

TEPEGÖZ Tişört - Siyah

Siyah
Beyaz
Kargo Bedava
TEPEGÖZ Tişört - Beyaz

ALAZ Originals

TEPEGÖZ Tişört - Beyaz

Siyah
Beyaz

TEPEGÖZ

Tepegöz, insanlığın utancı ve korkularının ete kemiğe bürünmüş hâli olarak dünyaya geldi. Annesi Su Ana, bir çoban tarafından saldırıya uğradıktan sonra onu doğurmuştu. Suyun kutsallığını lekeleyen çobanın bu ihaneti karşısında elbette ki doğa sessiz kalmamıştı. Tepegöz yalnızca bir canavar değil, insanlığın kendi hatalarının bir yansımasıydı. Onun doğumu doğaya ve kadına saygısızlığın nihai cezası olmuştu.


Fıtratı gereği ne insan ne de ruhani bir varlıktı. Alnının tam ortasında bir tas büyüklüğünde tek bir gözü vardı. Bu göz onun kibrini, doyumsuzluğunu ve bitmez tükenmez açlığını yansıtıyordu. Bütün bedenini saran demirden bir giyinime sahipti. Derisini kılıç kesmez, ok delmezdi. Parmağında ona sihirli ve tehditkâr güçler bahşeden bir yüzük vardı. Elinde ise dikenli, devasa bir balyoz taşır, başının tepesinden kıvrılan boynuzlarıyla cümle âleme korku saçardı. Çobanlık yapar, avlanırdı. Hayvan ve insan eti yerdi fakat ne kadar yerse yesin içindeki açlık bir türlü dinmezdi.


Kaf Dağı’nın düzlüklerinde insan kemiklerinden örülmüş bir kalede yaşar, haramilik yaparak geçinirdi. Bu kalenin taşlarınının arasında hapsolmuş ruhların attığı çığlıklar bugün hâlâ duyulabilir. Her gün insanları yakalar, kanlarını içer ve gövdelerini koca dişleriyle parçalayarak yerdi. Zamanla insanların sabrı tükenince Dede Korkut devreye girerek Tepegöz ile bir anlaşma yaptı. Bu anlaşmaya göre Tepegöz her gün beş yüz koyun alacak ve bunları pişirecek bir aşçı ile yetinecekti. Fakat zaman geçti ve koyunlar tükendi. Açlığı artık bir canavara dönmüş, ruhunu bile kemirmeye başlamıştı. Anlaşmanın bozulmasıyla birlikte insanlara karşı amansız bir savaş başlattı. Obaları basıp insanları avlamaya başladı. Onu durdurabilecek hiçbir gücün olmadığına inanıyorlardı.


Tepegöz’ün elinde ailesini kaybedenlerden biri de ileride Yayık Han olarak bilinecek Nama Basat idi. O sıradan bir insan değil, tanrıların lütfuna mahzar olmuş bir kahramandı. İntikam yemini ederek Tepegöz’ün peşine düştü. Kaderin bir cilvesi olarak tek zayıf noktasının yine kendisinin en belirgin noktası olan gözü olduğunu keşfetti. Basat, bir demirci ocağında kızdırdığı şişi Tepegöz’ün tek gözüne saplayarak onu kör etti. Ardından elindeki sihirli kılıcıyla başını kesti ve halkı bu musibetten kurtardı.

Lakin ölümünden sonra bile Tepegöz’ün laneti devam etti. Kadını hor gören, suyu kirleten, doğanın dengesini bozan herkes onun belasını üzerinde taşıyacaktı. Zamanla ismi açgözlülüğün, saygısızlığın ve ahlaki çöküşün bir sembolü hâline geldi. O yok olmayı reddeden bir kâbus, insanların en büyük günahlarından doğmuş bir gölgeydi. Adı hâlâ rüzgârlarda fısıldanır ve anlatılan efsaneler onu çağırabilecek cesareti olanların kulaklarında yankılanır durur.