Gök Tanrı’nın cinsiyetsiz ve mutlak üstünlüğe sahip oğlu Kayra Han, kâinatın başlangıcında babasıyla birlikte sonsuz denizlerin üzerinde uçan tek varlık idi. Yaratılışın ilk anlarında bile var olan kadim Kayra, iyilikten yana olan yüce bir kuvvetin sembolüdür ve her zaman insanlığın iyiliği için varlık göstermiştir.
Kayra Han, göğün on yedi katmanını yaratan kudrettir ve en üst katmana yerleşerek orada ilahi bir taht kurmuştur. Bu katmanlar Gök Tanrı’nın yarattığı düzenin ayrılmaz parçalarıdır ve Kayra’nın varlığıyla kutsanmıştır. Göğün zirvesinde oturan bu ulvi ruh, yaşam ve ölüm döngüsünün başladığı yer olan dokuz dallı yaşam ağacı Ulukayın’ı da yaratmış ve ona kâinatın temel taşını yerleştirmiştir.
Hava, su ve toprağın mutlak efendisi olan Kayra Han aynı zamanda yıldırımların da tanrısıydı. Çeşitli renklerde yıldırımlar çaktırarak kudretini sergilerdi. Bu yıldırımların gücü o kadar büyüktü ki üzerine yıldırım düşenler kam olur, bilgelik ve ruhsal güç elde ederlerdi.
Vakti geldiğinde Kayra, büyük planının bir parçası olarak bütün güçlerini ve görevlerini göksel oğlu Ülgen’e emanet ederek gökleri terk etmiş ve “Kara” adını benimseyerek dünyevi bir bedene bürünüp sıradan bir insan olarak dünyaya inmiştir. Ancak yeryüzünde bile ilahi özü parlamaya devam etmiş ve nihayetinde sıradan biriyken yükselip devlet kurmuş ve han olmuştur. On oğlu ve on kızıyla birlikte dünya üzerinde bir nesil kurmuş ve halkına yaşamın ve doğanın sırlarını öğretmiştir. Aynı zamanda insanlara rakı yapmasını öğreten de odur ve bu içki halkı arasında kutsal olarak addedilmiştir.
Kayra Han’ın dünya üzerindeki hayatı bitmiş olsa da ruhu hâlâ göklerde hissedilmektedir. İnsanlara gösterdiği ve öğrettikleri ile iyiliğin ve bilginin ışığını yaymaya devam eder. Onun lütfuna mazhar olmak için kutsal kayın ağacını merkez alarak bir çadır dikilir. Ayin başlamadan önce kam, kayının gövdesine göğe çıkışı simgeleyen dokuz adet oyuk açar. Ardından Kayra Han’a adanmış bir hayvan kurban edilir, pişirilir ve kayının dallarına koyularak ona sunulur. Bu ritüel gökle yer arasındaki bağı güçlendirir, Kayra Han’ın gözünün üzerilerde olmasını sağlar. İyilikten asla ödün vermeyen insanlar onun kutsamasına layık görülür ve onun izinden gidenler hem maddi hem de manevi anlamda aydınlanmaya kavuşurlar.