Bayanay, Bay Ülgen’in kızı, doğanın ve bereketin tanrıçasıdır. Göğün üçüncü katında ikamet eder. İnsanların hamisi, yaşamın ve doğal döngünün muhafızıdır. Yedi benliği vardır ve her biri doğanın farklı yönlerine hükmeder. Bay Bayanay avcıların koruyucusu ve önderidir. Tağ Bayanay ağaçların ve ormanın hanımıdır ve bütün vahşi yaşam onun kanatları altındadır. Uğu Bayanay ise nehirlerde ve göllerde dolaşarak balıkçıları destekler.
Bayanay insanlara genellikle uzun, altın gibi parlayan sarı saçlı ve ateş gibi ışıltılı gözlü dilber bir kadın olarak görünür. Bembeyaz teninin soluk parıltısı ona uhrevi bir hava katar. Kanatları vardır ve kuş tüyleriyle bezenmiş giysileri rüzgârda ığıl ığıl dalgalanır. Bazı benliklerinde saçları gümüş, teni sarı iken bazılarında ise kırk adet başı vardır.
Bahar başlangıcında yeryüzüne iner ve güzün ilk rüzgârlarıyla da göklerdeki ikametgâhına geri döner. Dünya üzerindeyken ormanlardaki devasa ağaç kovuklarında, ıssız kulübelerde, karanlık mağaralarda ve akarsu kıyılarında yaşar. Aynı zamanda çocukların koruyucusudur. Yay ve oku ile onları kötü ruhlardan ve bilinmez tehlikelerden uzak tutar. Doğacak bebeklerin ruhlarını üfleyen de odur. Eğer bir bebeğe Bayanay’ın nefesi ulaşmazsa o bebek ruhsuz doğar ve yaşamın ılıklığından yoksun kalır.
Dünya üzerinde iyi bir hayat sürenler Bayanay’ın himayesi altında Uçmag cennetindeki Süt Gölü’ne kabul edilirler. Orada semavi kanatlarının altında sonsuz bereket içerisinde bir hayat sürerler. Ancak Bayanay yalnızca merhamet ve bereketin ruhu değildir. Dünya onun varlığıyla yeşerse de gazabıyla da kuruyabilir. Kızdığında öfkesi yıkıcıdır. Kuraklık getirir, çiftçilerin mahsullerini kavurur, hayvanları hastalıkla kırıp geçirir. Ona hürmetsizlik edenleri açlık ve sefaletle sınar. Bazense kanatları düşer ve alev saçan ulu bir kuşa dönüşüp onları yakar, kavurur.
Bayanay’ın rızasını kazanmak için onun adına düzenlenen en büyük bayram olan Payna Töreni’ne katılmak gerekir. Bu bayramda avcılar ateş yakar; boyun geleceği, bereketi ve sağlığı için dualar edilir. Töreni yürüten kam, kılıcı ile birlikte ruhani bir yolculuğa çıkar. Kaza ve beladan korunmak için bir at kurban edilir. Aynı zamanda bayram sırasınca birbirlerini beğenen genç erkek ve kızlar birbirlerine çiçek armağan ederek kaynaşırlar. Özellikle bilge ve tecrübeli aksakalların bu törene katılması gerekir. Tören, nüfusun artması için edilen dualarla son bulur, zira Bayanay’ın kudreti boydaki insan sayısıyla orantılıdır. Bayanay’ın lütfuna nail olmak isteyenler her daim doğaya ve hayvanlara hürmet etmeli, onun kutsal varlığını unutmamalıdır. Çünkü o yaşamın da ölümün de hanımıdır, merhamet ettiği gibi cezalandırmasını da iyi bilir.