Ulu Gök Tengri, göklerin ve yeryüzünün kadirimutlak hâkimi, bütün kâinatın nihai ve ebedî kudretidir. Mavi gökyüzünün uçsuz bucaksız derinliklerinde hüküm sürer, tüm canlıların kaderini elinde tutar ve varoluşun düzenini sağlar. Yaşamın ve ölümün asli kaynağı, kâinatın dengeleyici kuvvetidir. Her şeyin ahengini yaratmış ve dengeyi titizlikle muhafaza etmektedir.
Gök Tengri yalnızca sonsuz denizlerden oluşan kâinatı var etmekle kalmamış, oğlu Kayra ve torunu Ülgen vasıtasıyla bütün mevcudiyetin tohumlarını da serpmiştir. Yaradanın kudreti sadece yaratmayla sınırlı değildir. İradesi kâinatın her zerresinde hissedilir. O ne dilerse o olur.
Kut vererek kutsamasını bahşettiği kişilerin kaderin akışını değiştirmesine ve iradesini yeryüzünde yaymasına olanak sağlar. Ancak iradesine karşı çıkan hiç kimse ilahi gazabından kurtulamaz.
İkamet ettiği göklere yaklaşan dağlar ve yüksek yerler mukaddestir. Türkler, onun yüce kudretine olan şükranlarını sunmak için kurbanlarını genellikle bu yüce tepelerde keserler. Zirve ne kadar yüksekse varlığı o kadar güçlü hissedilir ve dualar göğe o denli rahat ulaşır.
Gök Tengri’nin lütfu ve himayesini eve kazandırmak için yeni açılan şişeden bir miktar içki bir kaba koyulur. Ardından bu kap ile dışarı çıkılır ve evin etrafı dolanılırken içki kuzey, güney, batı ve doğu yönlerine doğru üçer kez serpiştirilir. Ev hanımları bu ritüeli çay veya süt ile de gerçekleştirebilir. Ne var ki onun rızasını kazanmanın asıl anahtarı temizliktir. Zira o kirlilikten katiyen hoşlanmaz ve saflığın zıttına düşenlere öfkelenir. Gök Tengri’nin kutsaması altında olanlar ve onun iradesine uygun yaşayanların hayatlarına her daim bolluk ve bereket armağan olunur.